Moto İSTANBUL

İstanbul Motosiklet Kulübü

Pierre ve Ernest Michaux adındaki Fransız mucitler 1869 yılında ilk kez bir bisiklet üzerine buharla işleyen bir motor ekleyerek motosikleti icat ettiler. Daha sonraları arabalarda kullanılan benzinli ve zamanlı motorların yüksek performansıyla baş edemeyen buharlı motorların yerine benzinli motorlar kullanılmaya başlanmıştır..

1888 yılında J.B. Dunlop isimli mücitin bulduğu hava ile şişirilebilen lastikler tahta ve kauçuk kaplamalı eski lastiklerdeki yol titreşimini büyük bir ölçüde azalttı. Motordan tekerleklere güç aktarımı kayışla yapılırdı ve yağmurlu havalarda bu kayış yeteri kadar sürtünme kuvveti elde edemediğinde boşa döner yada yuvasından çıkardı. Motorua ilk hareketi vermek ve ateşlemenin başlamasını sağlamak için bisiklet pedalları ile güç aktarılırdı.  

Ateşleme sistemi olarak Wilhelm Maybach tarafından 1893 yılında butler püskürtmeli karbüratörü icat edilmiş ve günümüzde kullanılan karbüratörlerin atası kabul edilmektedir

Şase, ateşleme sistemi ve fren teknolojileri günümüze kadar gelişmiştir ve gelişmeye devam etmektedir. İlk motorlu araç üretim bandını kuran amerikan firmaları Harley Davidson ve Indian isimli markalardır. İki firmada gaz denetimini gidona bağladıkları bir döner kumanda ile yapmışlardır. 1905 model indian motosikletin tek silindirli motoru 1.75 beygir güç üretmekteydi. Harley Davidson piyasayı biraz daha kızıştırıp 1909 yılında ilk V tipi çift silindirli motoru üretmiştir ve günümüze kadar aynı tip motorlar kullanmaya devam etmiştir. Birinci dünya savaşında ingiliz ordusu üzerine makineli tüfek monte edilebilen motosiklet kullanmaya başlamış ve 1914 yılında saatte 150km yapabilen motosikletler üretilmiştir.

Bmw’nin motor sektörüne ilk girişi 1920 yılında yatay ve karşılıklı (böksör) tip motorla gerçekleşmiştir ve halen aynı tarz motorları kullanmaktadır. Artan motor gücü ve dayanıklılık ihtiyacı yüzünden tüm üreticiler motordan güç aktarımını şaft veya zincir ile yapmaya başlamışlardır. Sübaplı motorların ortaya çıkması da hemen hemen aynı yıllara denk gelmektedir. Silindir başına 2 emme ve 2 egsoz sübapı kullanılmaktaydı.

1937 yılının başlarında Brough Superlor markasının JAP modeli bir motor 1000 cm3 hacime ve 275 km / saat hıza ulaşmıştı. Sektörde ilerlemeler ve rekabet devam ederken Dünya yeni bir savaşa hazırlanmaktaydı ve ikinci dünya savaşında motorlar çok büyük bir öneme sahipti. Bmw firması Alman ordusu için için R75 (sepetli ve otomatik silah bağlanabilen) modelinden fabrikalarında binlerce üretti. Bmw firması aynı zamanda bir devrim niteliğinde olan  katlanabilir motosikleteri üretti ve Alman ordusundaki paraşütçülerin bu hafif ve katlanabilir motosikletler ile uçaklardan atlayıp savaşa katılmaları sağlandı. 

Dünya savaşları sonrası ordu için üretilen ekonomi ve hızlı üretim tabanlı fabrika bantları yerini sağlamlık ve güvenlik tabanlı motor üretim bantlarına bıraktı. Sanayi’nin gelişmesi ve çoklu üretim bantlarının kurulmasından sonra birçok ufak ve orta çaplı motosiklet üreten işletme kapandı ve yerini büyük yatırımlar yapan firmalar aldı.

1960 yılında artık sıcak savaş bitmiş, teknoloji savaşı başlamıştı. Japonya hızla gelişen teknolojisi ile Honda firmasını ve araçlarını batı piyasasına sürmeye başladı. Honda’nin ilk motoru 50 cm3 hacme sahip halkın orta gelir düzeyine sahip kesimine hitap eden ekonomik bir motordu. Motosiklet artık bir lüks araç olmaktan ziyade tek ve iki kişilik yolculuklarda ekonomik yolculuk için ideal bir araba dönüşmüştü. Suzuki ve Yamaha firmaları da Honda’yı izleyerek sektörde büyük yatırımlar gerçekleştirdiler ve şuanda Dünya motosiklet piyasasına hakim rakip firmalar haline geldiler.